VATAN POSTASI ☰ Bölümler

Basın Meslek Örgütlerinden Açıklama

Basın Meslek Örgütlerinden Açıklamalarını olduğu gibi yayımlıyoruz.


DİSK Basın-İş: " Sarı basın kartı gazetecilik ruhsatı değildir "


Rejim değişikliğinin ardından Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü de Saray’a bağlanarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlandı. Artık sarı basın kartları bu başkanlık tarafından dağıtılacak.

Bugün (14 Aralık 2018) Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan genelgeyle Sarı Basın Kartı Yönetmeliği de değişti. Yönetmelikten anladığımız, bundan sonra sadece Saray’ın gazetecilerine sarı basın kartı verileceği.

Uzun bir süredir sarı basın kartı konusunda keyfi davranılıyordu. Birçok meslektaşımızın kartları keyfi olarak iptal edildi. Bu keyfiyet artarak sürecek.

DİSK Basın-İş olarak iktidar tarafından dağıtılan sarı basın kartlarını gazetecilik ruhsatı olarak hiçbir zaman görmedik. Bundan sonra da görmeyeceğiz.

Gazetecilere ve meslek örgütlerine önerimiz şudur: Meslek örgütleri birlikte ilkeler belirlemeli ve bir komisyon oluşturmalı. Basın kartları bu komisyon tarafından verilmeli. DİSK Basın-İş olarak böyle bir komisyonun kurulmasında aktif olarak yer alacağımızı duyururuz.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti: " Yeni Basın Kartı Yönetmeliği şimdiye kadar yayınlanan yönetmeliklerin gerisinde kalmıştır "


Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, 14 Aralık 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Basın Kartları Yönetmeliği ile ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada şu görüşler yer aldı:

“Gazetecilik doğası gereği halkın haber alma, bilgi edinme ve gerçekleri öğrenme hakkı için hizmet veren bir meslektir. Eleştirisel gazetecilik de bu nedenle iktidarlar tarafından tarih boyunca kontrol altında tutulmaya çalışılmıştır.

Ancak Türkiye’de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği bir ortamda, her gazeteci kendini mahkeme karşısında bulabilmekte ve hüküm giyebilmektedir. Bu açıdan yönetmelikle getirilen yeni düzenlemeler, gazetecilik mesleğine yeni bir darbedir. Basın Kartı Komisyonu oluşumu da demokratik değildir.

1947 yılından günümüze kadar 13 kez Basın Kartı Yönetmeliği çıkarılmıştır. 14.12.2018 tarihinde 14. Basın Kartı Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik bugüne kadar çıkarılan tüm yönetmeliklerin gerisinde kalmıştır. Yeni yönetmelikle yapılan düzenlemeler, gazetecilik mesleği açısından önemli sakıncalar içermektedir.

Yönetmeliğin ‘Basın Kartı verilecek kişilerde aranan şartlar’ başlığına iki önemli koşul konulmuştur.

Yönetmeliğin 6. Maddesi’yle;

Basın kartı almak için 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinde sayılan terör suçları ve 4. maddesinde sayılan terör amacı ile işlenen suçlardan hüküm giymemiş olmak şartı getirilmiştir.

Aynı madde ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda kamu barışına karşı suçlar kapsamında hüküm giymiş gazetecilerin kart alması mümkün değildir.

‘Suç işlemeye tahrik, suç ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlarından hüküm giymemiş olmak, milli savunmaya karşı suçlar ile devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından hüküm giymemiş olmak’ koşulu getirilmiştir.

Bu bağlamda anılan maddelerin yoruma açık olması haber için koşuşturan her gazetecinin kartının iptal edilmesi anlamına gelebilir.

Ayrıca daha önceki yönetmeliklerde olduğu gibi, bu yönetmelikle de gazeteci olmayan hukuk müşavirlerine ve bürokratlara da basın kartı verilmesini doğru bulmuyoruz.

BASIN KARTI KOMİSYONU’NUN OLUŞUMU DEMOKRATİK DEĞİLDİR

Komisyonun oluşumunu düzenleyen 19. Madde önceki Yönetmelik hükümlerinden de geri bir düzenlemedir. Komisyon üye sayısı 15’den dokuza düşürülmüştür. Komisyonun neticede sadece İletişim Başkanlığı tarafından oluşturulmasını doğru bulmuyoruz.

Umuyoruz ki, bu yeni düzenlemede komisyon oluşumunda meslek ilkeleri göz önünde tutularak eşitlikçi bir yaklaşım sergilenir.

YÖNETMELİKLE GETİRİLEN ÖNEMLİ YENİLİKLER

Yönetmelikle dijital ortamlarda basın-yayın faaliyeti yürüten çalışanların medya mensubu tanımı kapsamı içine alınması olumludur. Yönetmelikteki bir başka olumlu yenilik de 6. Maddede cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan hüküm giyenlerin basın kartı almasının engellenmesidir. Bunu da memnuniyetle karşılıyoruz.”

Çağdaş Gazeteciler Derneği: "Gazeteciler sarayın memuruna dönüştürülmek isteniyor, reddediyoruz! "


Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) 703 sayılı KHK ile kapatılarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na dönüştürülmesinin ardından Basın Kartı Yönetmeliği de değiştirilmiş ve yeni yönetmelik bugün Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Daha önce de kabul edilemez şekilde dizayn edilen yönetmelik yeni düzenlemelerin ardından tam bir fecaat halini almıştır.

Söz konusu yönetmeliğin sadece adında ‘basın’ ifadesini taşıdığı söylenebilir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün gazetecilik mesleğinin vazgeçilmezi olduğunu bilmeyenlerin kaleminden çıktığı anlaşılan yönetmelik, gazeteciliği Resmi Gazete yayıncılığına, gazeteciyi de memura dönüştürmek istemektedir. Sorusu, sorgulaması; ‘ne’, ‘nerede’, ‘ne zaman’, ‘nasıl’ ve ‘neden’ ile ‘kim’ temelindeki merakıyla var olan mesleğimizi, uzun zamandır uygulanan baskılarla sindirmeye çalışanlar, anlaşılan bunu başaramayacaklarını görünce kafalarındaki memurluğu gazetecilik diye mevzuata işlemeye uğramışlar. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, gazetecilik mevzuatlardan dayanak alınarak yapılan bir meslek olmadığı gibi tam tersine mevzuatlara rağmen yapılan, evrensel ilkeleri olan bir meslektir ve öyle kalacaktır. Ki bu tür sınırlandırma ve baskılara karşı durdukça gazetecilik var olacaktır.

Aynı yasakçı zihniyetin yönetmelikte dikkat çeken bir başka yansıması ise, gazeteciliği ‘terör faaliyeti’ ile eşdeğer tutma çabasıdır. Basın kartı alabilme ya da kartın iptali kriterleri arasına Terörle Mücadele Yasası’ndaki çeşitli hükümler serpiştirilerek, tutuklu gazetecilere oyun oynanmakta ve ‘onlar gazeteci değil terörist’ algısı oluşturulmak istenmektedir. Birçok meslektaşımızın hukuki dayanaktan yoksun delillerle bu suçlamaya maruz kaldığı ve cezaevinde tutulduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bu düzenlemeyle AKP, baskıcı, otoriter, temel özgürlükleri yok sayan yeni rejim özlemini mevzuatlarla meşrulaştırmaya çalışmaktadır.

Yönetmelikte gazeteciler üzerinde yargısal kararlara dayalı olanların yanısıra hiçbir yargı kararına dayanmayan baskı unsurları da yer almaktadır. "Milli güvenlik ya da kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunmak veya bu davranışları alışkanlık haline getirmek," basın kartının iptal edilme sebepleri arasında sayılmıştır. Yönetmeliğin bu bölümü, gazeteciler üzerinde ‘Demokles’in kılıcı’ misali bir tehdit unsuru oluşturmayı amaçlamaktadır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın, haklarında hiçbir yargı kararı olmasa dahi gazetecilerin basın kartını keyfine göre iptal edebileceği ve bu sebeple basın kartı iptal edilen gazetecinin basın kartı başvurusu yapma hakkının ömür boyu elinden alınacağı anlaşılmaktadır.

Söz konusu yönetmeliğin Anayasa ve yasalara aykırı olduğu tartışmasız ortadadır ve bu gerçeğe dayalı olarak gerekli hukuki değerlendirmeleri de yapıp yasal haklarımızı kullanma yoluna gideceğiz. Başta siyasi iktidarlar olmak üzere güç odaklarıyla karşı karşı gelmeyi göz önüne almak pahasına yaptığımız mesleğimizi, basın ve ifade özgürlüğü karşıtı bu ve benzeri düzenlemelere karşı savunmaya devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu
Devamı

Ulus’taki Atatürk Heykeli bugün akşamda aydınlatılmaz ise 9 Kasım'da biz gereğini yapacağız”

Cumhuriyet değerlerini ve Cumhuriyet hafızasını silmeye çalışanlara karşı yılmadan mücadele eden Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ulus’taki Atatürk anıtının hala aydınlatılmadığını bildirdi. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan yetkilileri “Cumhuriyet’in kurulduğu Ankara’da, bu ülkeyi kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün 10 Kasım yaklaşırken Ulus’taki Atatürk Heykeli’nin hala karanlıkta olması büyük bir utançtır. Atatürk Heykelinin bugün akşam aydınlatılıp aydınlatılmadığı takip edeceğiz. Bugünde aydınlatılmazsa 9 Kasımda halkımızla birlikte biz gereğini yapacağız. 10 Kasım’a karartılmış bir anıtla girmek istemiyoruz” diyerek uyardı.


Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Ulus’taki Atatürk Anıtı’nın karartılarak görünmez hale getirildiğini gündeme taşıdık ve kamuoyunda büyük tepki topladı. Ancak Atatürk heykeline yönelik karartma, devam ediyor. Milli Mücadele'yi simgeleyen Zafer Anıtı'ndaki projektörler sadece kaideyi aydınlatıyor. At üzerindeki Atatürk heykeli ise hâlâ karanlıkta. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 80. Ölüm yıl dönümü yaklaşırken, Ulus’taki Atatürk Heykeli’nin Cumhuriyet’in kurulduğu Ankara’da hala karanlıkta olması büyük bir utançtır. Bunu kabul etmeyeceğiz” dedi.

Daha önce Atatürk Anıtı'nın hak ettiği görüntüye kavuşması için Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere tüm kurumları göreve davet ettiklerini hatırlatan, Candan, “Atatürk Heykeli bugün akşamda aydınlatılmazsa 9 Kasımda halkla birlikte biz gereğini yapacağız” dedi.

Atatürk anıtının gece görünürlüğünü sağlamak üzere ya görevlerinizi yerine getirin, ya da oturduğunuz koltukları terk edin

Candan, sözlerine şöyle devam etti:
Cumhuriyetin temsil aksı üzerindeki temsil mekânları ve anıtları üzerinden yürütülen siyasal hesaplaşma devam ediyor. Daha önce kirli ve kuş istilası altında olan Atatürk Heykeli'nin bakımsızlığını gündeme taşımıştık. Şimdide tamamen görünmez hale getirmek için akşamları kaideyi aydınlatıp Atatürk heykelini ve anıtını karanlıkta bırakıyorlar. Akşamları çevredeki bina aydınlatmalarıyla ise heykelin hafızalardan silmeye çalışıyorlar. Türkiye’nin her yerinde Atatürk heykelleri özel bir çaba ile aydınlatır. Ne yaparsanız yapın Cumhuriyet hafızasını silemeyeceksiniz aydınlığı karanlıkla yenemeyeceksiniz. Atatürk anıtının gece görünürlüğünü sağlamak üzere ya görevlerinizi yerine getirin, ya da oturduğunuz koltukları terk edin” dedi.

İtibarsızlaştırmaya ve varlığını gölgelemeye çalışıyorlar

Candan, sözlerine şöyle devam etti:
Atatürk ve simgesel figürleri ile birlikte üzerindeki günü tarifleyen sözlerle, sanat ve tarihi değeri büyük olan kabartmaların bulunduğu mermer kaide üzerinde, bronz heykel ve konumlandığı meydan, güvercinlerin yemleme alanı haline getirilmiş. Ankara’da Cumhuriyetin temsil aksı üzerindeki temsil mekânları ve anıtları üzerinden yürütülen siyasal hesaplaşmanın bir sonucu olarak karşımıza çıkan Atatürk Heykeline yönelik bu müdahalelerle kendilerince itibarsızlaştırmaya ve varlığını gölgelemeye çalışıyorlar. Atatürk Heykeline saygısızlıkta sınır tanımayanlara karşı mücadelemiz devam edecek.’’

Candan, Başkent’in Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin simgesi Atatürk Anıtı hakkında şu bilgileri verdi:
Halkın maddi katkılarıyla yaptırılmış, anıtın yaptırılması için tüm yurt çapında bir kampanya başlatılmış ve kampanya dahilinde açılan yarışmayı yürütmek üzere bir yurttaş komitesi kurulmuştur. Yarışma sonucunda Avusturyalı heykeltraş Heinrich Krippel’in projesi kabul edilmiş ve yapımına başlanılmıştır. Heykel 24 Kasım 1927 tarihinde yapılan bir törenle açılmış olması ile taşıdığı belde değerinin yan ısıra anıtın sanatsal özelliklerine bakıldığında ise; heykel grubu olarak tasarlanmış ve tamamlanmış olması ile de yüksek sanat değeri taşımaktadır. Ayrıca esas vurgulayıcı olan, halkın Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği birlik beraberlik sonucu ortaya çıkan başarının temsiliyetindeki yüksek anlatımı ifade eder.’’

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi
Devamı

TMMOB 44. DÖNEM II. DANIŞMA KURULU'NDA MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILARI "HAYIR" DEDİ


Yazar:TMMOB
11.02.2017









İMO Teoman Öztürk Toplantı salonunda 11 Şubat 2017 tarihinde gerçekleştirilen TMMOB 44. Dönem II. Danışma Kurulu'nda üyeler 12.00'de yapılan basın açıklamasıyla anayasa referandumunda "HAYIR" diyeceklerini kamuoyu ile paylaştı.












TMMOB 44. Dönem II. Danışma Kurulu 11 Şubat 2017 tarihinde İMO Teoman Öztürk Toplantı salonunda gerçekleştirildi. Anayasa değişikliği ve referandum gündemiyle toplanan Kurul, Referandum süreci boyunca ülkenin dört bir yanında TMMOB'nin tüm birimlerinin çalışması ile hayata geçirilecek olan TMMOB Hayır Programına son halini verdi.


Saat 12.00'de Danışma Kurulu tüm üyeleriyle bir basın toplantısı gerçekleştirdi.


Basin açıklamasını TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz okudu. Basın açıklamasının tam metni şöyle;


Anayasa Değişikliği Referandumunda,


Ülkemiz, Halkımız, Cumhuriyet, Demokrasi, Laiklik İçin,


Meslek Alanlarımız ve Meslek Örgütlülüklerimiz İçin “Hayır” Diyeceğiz


Bağlı 24 Odası ve yarım milyonu aşan mimar, mühendis, şehir plancısı üyesi bulunan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 44. Dönem İkinci Danışma Kurulu’nu, 11 Şubat 2017 Cumartesi günü, “Anayasa Değişikliği ve Referandum Süreci” gündemi ile Ankara’da toplamıştır.


Danışma Kurulumuz, OHAL Kararnamelerinin Anayasa, Meclis ve yargının üstünde fiili bir konum edindiği, toplumsal muhalefetin baskı ve şiddetle sindirilmeye çalışıldığı, basın-yayın organlarının, derneklerin kapatıldığı, gazetecilerin, belediye başkanlarının, milletvekillerinin cezaevlerine kapatıldığı, aralarında yöneticilerimizin ve üyelerimizin de bulunduğu ilerici, demokrat kamu çalışanlarının, ülkemizin beyinleri olan öğretim görevlilerinin bütün özlük hakları ellerinden alınarak işten atıldığı koşullarda toplanmıştır. 


Danışma Kurulumuz, ülkemizin içinde bulunduğu süreci; Saray-AKP iktidarının siyasal sistem ve rejim değişimini, Anayasa ve hukuk ihlalleriyle, ülkemizi ve halkımızı kaosa, krize, çatışmalara yönlendirdiği bir süreç olarak değerlendirmektedir. 


İçinde bulunduğumuz anayasa değişikliği referandum süreci, dünyadaki ve Türkiye’deki anayasa yapım süreçlerinden, anayasal gelenek ve birikimlerden, anayasal devlet anlayışından tamamen kopuktur.


Sistem-rejim değişimini içeren anayasalar, belirli bir toplumsal meşruiyeti temsil eden Kurucu Meclisler tarafından yapılır. Önümüzdeki değişiklik istemi ise, böylesi bir toplumsal taban meşruiyetinden tamamen yoksundur.


İktidarların yetkilerinin sınırlandırılması, egemenliğin kayıtsız koşulsuz halkta/ulusta olması ve kişi ya da kişiler tarafından değil seçimler ve temsil esaslı organlar ve kurullar tarafından, dahası yasama-yargı-yürütme erklerinin kuvvetler ayrılığı ilkesi içinde kullanılması gerekliliklerinden yoksundur.


Bu teklif çoğunluğu elinde bulundurduğunu düşünen iktidar partisinin rejim değişikliği ve tek kişi diktasını dayatmaktadır. Partili Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen kişilerin milletvekili, bakan, Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı, Cumhurbaşkanına Meclisi feshetme, bütçe hazırlama, kararname çıkarma, HSK ve AYM üyelerini, büyükelçileri, üst düzey kamu yöneticilerini atama, milli güvenlik politikalarını belirleme yetkisi tanıyan anayasa değişikliği teklifi, özetle bir dikta rejimi getirecektir.


Yürütme güçlerinin tek kişide toplanmasının, uzak tarihteki örnekleri mutlakiyetçi, otokratik rejimler; yakın tarihteki örnekleri ise faşist rejimler olmuştur.


Hazırlık sürecinde halkın, anayasa hukukçularının, baroların, üniversitelerin, özerk meslek kuruluşları ve demokratik kitle örgütlerinin görüşü alınmamış, oylanması sırasında Meclis İç Tüzüğü’ndeki gizli oy esası açıkça ihlal edilmiştir.


Ülkemizde OHAL koşullarında Anayasa değişikliği ilk kez yaşanmamaktadır. 1982 Anayasası da benzer şekilde sıkıyönetim koşullarında hazırlanmış ve halkoyuna sunulmuştur. yüzde 92’lik bir oran ile çoğunluğun onayladığı 82 anayasası temel hak ve özgürlüklerin yok edildiği bir baskı döneminde kabul ettirildiğinden dolayı toplum nezdinde hiçbir zaman meşruiyet kazanamamıştır.


Gelecek kuşakların iradesini ipotek altına alacak ve Türkiye’nin kaderini belirleyecek bu Anayasa değişikliği teklifi, yürürlükteki Anayasa’nın büyük ölçüde askıya alındığı, özgürlüklerin yasaklandığı ve fiilen kullanılamadığı, toplumsal kutuplaşmanın tırmandırıldığı ortam ve koşullarda referanduma sunulmaktadır.


Görsel ve yazılı basın denetim altındadır. İletişim özgürlüğü temelinde örgütlenmesi ve hizmet vermesi gereken medya, yalnızca anayasa değişikliği lehine olan görüşlere hizmet vermek üzere seferber edilmektedir. Muhalefet partileri, medyada sınırlı olarak yer alabilmekte; hukukçular ve demokratik kitle örgütleri ise fikirlerini açıklayacak bir zemin bulamamakta, ancak alternatif görüşlerin eşit şartlarda ifade edilemediği zeminlerde cılız bir sesle görüşlerini ifade etmeye çalışmaktadır.


İki gün önce yayımlanan kararname ile Yüksek Seçim Kurulu'nun özel radyo ve televizyonlara yönelik denetim yetkisi kaldırılmıştır. Buna göre, Yüksek Seçim Kurulu (YSK), özel TV ve radyolara, eşitlik ilkesini de içeren esaslara aykırı yayın yapması halinde yayın durdurma ve para cezası veremeyecektir.


Referandum, yurttaşlara sunulan seçeneklerin şeffaf ve korkusuz bir biçimde tartışılabilmesini ve tercihlerin serbestçe dillendirilebilmesini gerektirir. Ancak daha ilk günden kampanyaların toplumsal kutuplaşmayı artıracak bir üslupla yürütüleceğinin sinyalleri verilmektedir. Daha ilk günden tercihini “HAYIR” yönünde kullanacak vatandaşlar vatan haini, terörist gibi yaftalamalara maruz bırakılmıştır.


Bu koşullarda yapılacak anayasa değişikliğinin bir meşruiyet sorunu yaşaması kaçınılmazdır.


Sonuç olarak, Danışma Kurulumuz, yurttaşlık sorumluluklarımızın ve kamusal, toplumsal sorumluluklarımızın bir gereği olarak, referandumda “HAYIR” tutumunun benimsenmesini tam bir görüş ve oy birliğiyle karar altına almıştır.


Bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancıları; piyasacı, emek ve doğa düşmanı, laiklik karşıtı düzeni kalıcılaştırılacağı; fiili olarak uygulanan dinci-mezhepçi dikta rejimine yasal statü kazandıracağı; bağımsızlık, cumhuriyet, demokrasi, laiklik bütünlüğüne darbe vuracağı; parlamenter demokrasiyi, yasama, yargı, yürütme erkleri arasındaki denge, fren, denetleme mekanizmalarını, Meclisin yasamaya dair tek ve en üst yetkili organ olma özelliğini, bağımsız yargının varlık koşullarını ortadan kaldıracağı için Anayasa değişikliği teklifine “hayır” demektedir.


Sadece üyelerimizi değil tüm halkımızı, eşit, özgür, demokratik ve barışçıl bir ortamda birlikte yaşamı savunan her bir bireyi, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİNİ REDDETMEYE VE REFERANDUMDA TERCİHİNİ HAYIR’DAN YANA KULLANMAYA ÇAĞIRIYORUZ.







Devamı

Dünya Madenciler Günü

Hayat denilen kavgaya girdik.
Çelik adımlarla yürüyoruz.
Biz bu karanlık yolun sonunda,
Doğacak güneşi görüyoruz.


İşte yeni dünya düzeni, bu düzeninin fıtratında anaları çocukları ağlatmak var. Karaman‘ın Ermenek ilçesinde yaşanan maden faciasında yetim kalan 10 yaşındaki Hanife‘nin sözleri "Keşke toprağın altında ben kalsaydım. BabasıTMMOB Maden Mühendisleri Odasız hiç durulmuyor. Kimin arkasında gezeceğim belli değil" sözleri yürek dağladı. Yine "Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?" diyen Maden şehidi Tezcan Gökçe`nin annesinin bu sözü kalplerimizi derinden yaraladı. Ve tabi Soma, Kozlu, Karadon, Armutçuk başta olmak üzere Zonguldak, Yozgat Sorgun, Kütahya Gediz, Kastamonu Küre, Balıkesir Dursunbey, Bursa Mustafa Kemalpaşa ve daha nicelerinde yitirdiğimiz meslektaşlarımızı ve maden emekçilerini unutmadık unutturmayacağız da.
2014 ve 2015 yıllarını kapsayan 44. Dönem, Odamız tarihine acılarla dolu bir dönem olarak geçecek ve anılacaktır. 13 Mayıs 2014te Somada aralarında 5 maden mühendisi meslektaşımızın da bulunduğu 301, 28 Ekim 2014 tarihinde Ermenek`te 18 maden emekçisi yaşamını kaybetmiştir. Ayrıca 04 Ekim 2015 tarihinde Odamız 41. Dönem yönetim kurulu üyemiz sevgili Mehmet Güler bir trafik kazası, Odamız İzmir Şube Başkanı Muhammed Yıldız ise 13 Ekim 2015 tarihinde geçirmiş olduğu kalp krizi sonucu yaşamlarını kaybetmişlerdir.
Felaketler ve acılar bunlarla da sınırlı kalmamış, 7 Haziran seçimleri sonrasında yaşanan çatışma ortamında yüzlerce vatandaşımız yaşamını kaybederken 10 Ekim 2015 tarihinde ülkemiz tarihinin en büyük katliamı Ankarada yaşanmış ve 103 arkadaşımız, dostumuz, yoldaşımız katledilmiştir. Diyarbakır, Suruç, Lübnan, Ankara ve Pariste yüzlerce insanın ölümü ile sonuçlanan katliamlar tüm insanlığın vicdanını yaralamış ve geleceğe dair endişelerin artmasına neden olmuştur. Sevgiyi, barışı, dostluğu ve adaleti katleden her türlü terörü kınadığımızı belirtmek istiyorum.
Devamı

Antalya G20’ye karşı ayakta: ‘Katil G20 defol’

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri ‘Katil, sömürgeci, emperyalist savaş örgütü G20 defol’ diyerek Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Meydandaki açıklamaya polis saldırırken, Halkevleri, Öğrenci Kolektifleri ve Liseli Genç Umut ‘Emperyalist suç örgütü G20 dağıtılacak’ diyerek polis barikatını aştı ve açıklama yaptı.
Devamı

Sanatçılardan Levent Üzümcü’ye destek

Levent Üzümcü’nün İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan ihraç edilmesi oyuncu arkadaşları tarafından yapılan basın açıklamasıyla kınandı.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Levent Üzümcü’ye destek açıklaması yapıldı. Açıklamayı yapan Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu, tiyatroda kalıp mücadeleye devam edeceklerini söyledi.
Toplantıda yapılan açıklamanın tam metni şöyle:
Devamı

DÜNYADA SU, EN BÜYÜK ORANDA ÜRETİMDE TÜKETİLİYOR


- 1 Hamburger üretimi için 4 lt,
- 4 Adet otomobil lastiği üretimi için 7500 ton,
- 1 Otomobil üretmek için 150 ton,
- 1 Ton çelik üretmek için 240 ton,
- 1 Fıçı bira elde etmek için (arpanın yıkanmasından başlayıp bira haline getirilmesine kadar) 5600 lt,


Ayrıca okumak için:
[su_lightbox src="https://netiztv1.files.wordpress.com/2019/06/2c153160fde18a0_ek.pdf"]Su Nedir ?[/su_lightbox]
[su_lightbox src="https://netiztv1.files.wordpress.com/2019/06/a51645e378e1c0e_ek.pdf"]DÜNYA SU FORUMLARI VE SUYUN ÖZELLEŞTİRİLMESİ[/su_lightbox]


- 1 Kutu meyve veya sebze konservesi elde etmek için 35 lt,
- 1 Kg kumaş için (baskılı boya yapılıyorsa) 200 lt,
- 1 Kg kumaş için (baskısız boya yapılıyorsa ) 120 lt,
- 1 Satranç tahtası üretmek için 16 lt,
- 450 Gram plastik üretmek için 90 lt,
- 450 Gram pamuk ya da yün üretimi için 381 lt,
- 1 Varil ham petrolü rafine etmek için 7 ton su kullanılmaktadır

TMMOB, 2009


 


Devamı